Satranç oynayanlar bilir. Satrançta bazen “değerli” olarak görülen bir taşı strateji gereği feda edersiniz ama daha fazlasını kazanırsınız. “Fedakâr” gibi görünürsünüz. “Feda” ederek “kâr” edersiniz bir nevi.
Çünkü satranç oyununda kazananı, oyunun sonucunda elde kalan taş sayısı tayin etmez. Fili, Atı elde tutarak iyi oynadığınızı zannederken şah mat ile yüzleşebilirsiniz.
Bazen sonucu vazgeçtiklerimiz belirler. İnsanı vazgeçtiklerinin inşa etmesi gibi.
İş Hayatında Strateji
İş hayatı da böyledir. Kazancının %10’unu elde ettiğin ama zamanının %50’sini verdiğin bir müşteriden vazgeçemezsin.
Bu vazgeçemeyiş, zamanın olmadığı için kazancının %50’sini elde edip zamanının belki %5’ini ayıracağın müşterine ulaşmanı engeller.
Burada mihenk noktası ne olmalıdır?
Müşteriden ne kadar kazandığımız mı, müşterinin muhtemel potansiyeli mi, yoksa kâr-zaman dengesi mi?
Hem hepsi, hem de hiçbiri.
Hem bireysel hem ticari hayatta mutlaka bir sistem ve strateji olmalı. Değerlendirmeyi yaparken bize ışık verecek pencere burası.
Asıl Sorulması Gereken Soru
Soru şöyle sorulmalı:
Bu müşteri benim sistemime ne kadar faydalı ve stratejimdeki rolü nedir?
Bu sorunun cevabı neyi önümüze alacağımızı, neyi anımıza bırakacağımızı belirleyecektir.
Bazen daha değerli görünen bir taşı feda etmek, oyunun tamamını kazanmanın yoludur.
Bazen de iş hayatında bir müşteriden, bir fırsattan veya bir alışkanlıktan vazgeçmek; kaybetmek değil, daha doğru olana yer açmaktır.
Vezir dahi feda edilebilir.
BilgeGo Group
Akıl. Güç. Gelecek.
Bilgiyi Harekete Dönüştürüyoruz.
